Kadife kadın,
Pencereden sokağa bakar.
Gecenin ışıkları
Yansır gözlerinden.
Hızlı adımlarla yürüyen gölgeler,
Yudum yudum içtiği kahvesinden
İçine işler.
Sandalyeye bırakınca kendini
Uzuncadır görüşmeyen
Eski komşular gibi,
Minik ayakları,
Buruşuk elleri,
Hüzünlü gözleri
Buluşuverir.
Kadife kadın,
Sadece sokağa bakar.
Akıp giden gölgeleri
Kahvesinden yudumlar.
Başka hayatları içer gibi
Türk kahvesinden içer.
Höpürdetmez kocası gibi.
Pencerenin kenarındayken
Dışarısıdır hayat.
Adımlar, kalp atışı gibi.
İçerisi,
Höpürdeyen türk kahvesi.
Çamaşır suyu kokan
Minik, buruşmuş elleri.
Oysa yanakları
Kadife gibi.
14 Aralık 2008 Pazar
Daire 6:
Ruhun gözünden düştü beden
Korku tankları,
yüreğin üstünden ezerek geçiyor
Yürek nefessiz.
Beden hapis,
Ruhun panik odasında.
Korku tankları,
yüreğin üstünden ezerek geçiyor
Yürek nefessiz.
Beden hapis,
Ruhun panik odasında.
Daire 5: Gazoz Kapağı
Ruhun gazoz kapağı,
Elinde açacak
İlla içeceksin.
Bilemedin bir türlü
İşittiğin kahkahan;
Şangırtısı boş şişelerin.
Elinde açacak
İlla içeceksin.
Bilemedin bir türlü
İşittiğin kahkahan;
Şangırtısı boş şişelerin.
Daire 4: Fotoğraf
Fotoğraflar vardı,
Masanın üstünde,
Sigaranın yanında.
Eğilip aldım.
Yaktım sigarayı.
Derin bir nefes,
Ohh!
Ne güzelmiş
Fotoğraftaki kadın.
Mutluymuş..
Gözleri gürül gürül,
Uyandırıyor bakışları.
Bırakayım mı kendimi
Bu dumanın havasına..
Fotoğraftaki
Kadının kollarına..
Deniz gibi koksa elleri,
Ellerim balık olsa.
Bir tren gibi
Uğrasa hayatıma.
Her bir kompartımanına girip
Konuşsam anılarıyla.
Gülüp geçerim,
kaçak yolcu gibi yaşayan
Pişmanlıklarına.
Bende otururum bir kenara,
İzlerim pencereden
Dışarıyı..
Gözlerinden akıp giden
Hayatı..
Geçmişini sararım.
Balıkçının ağlardaki yırtıkları
Diktiği gibi
Haki acılarına sarılırım.
Geçti deyince ben
Geçse hepsi..
Kadının çığlığı
Fırtına gibi.
Ben balıkçının
Deniz feneri.
Masanın üstünde,
Sigaranın yanında.
Eğilip aldım.
Yaktım sigarayı.
Derin bir nefes,
Ohh!
Ne güzelmiş
Fotoğraftaki kadın.
Mutluymuş..
Gözleri gürül gürül,
Uyandırıyor bakışları.
Bırakayım mı kendimi
Bu dumanın havasına..
Fotoğraftaki
Kadının kollarına..
Deniz gibi koksa elleri,
Ellerim balık olsa.
Bir tren gibi
Uğrasa hayatıma.
Her bir kompartımanına girip
Konuşsam anılarıyla.
Gülüp geçerim,
kaçak yolcu gibi yaşayan
Pişmanlıklarına.
Bende otururum bir kenara,
İzlerim pencereden
Dışarıyı..
Gözlerinden akıp giden
Hayatı..
Geçmişini sararım.
Balıkçının ağlardaki yırtıkları
Diktiği gibi
Haki acılarına sarılırım.
Geçti deyince ben
Geçse hepsi..
Kadının çığlığı
Fırtına gibi.
Ben balıkçının
Deniz feneri.
7 Aralık 2008 Pazar
Daire 3: Bir Bidon Su
Bir varmış bir yokmuş,
Bidonda su yokmuş.
Safiye hanım kapıcıya ses etmiş,
“Rıza Efendi, bir bidon su” demiş.
Kapıcı Rıza körkütük sarhoş,
Elinde suyla eve girerken
Safiye hanım’ın açılan eteğinden
Çıplak bacaklarını görünce
Rıza’yı şeytan dürtmüş,
Safiye’yi gönlü olmadan
Zorla önüne koymuş.
Safiye şaşkın,
Uzuncadır erkeksiz,
Rıza’ya razı olunca
Bir sevişmişler ki
Bütün apartman duymuş.
Gün o gündür ki
Genç,evli,dul,yaşlı
Kadınlardan kim varsa
Kapıcı Rıza’ya ses edip
Suyum bitti der iken
Eteğini uçurmuş.
Rıza kaderinden memnun,
Apartman suya doymuş.
Bidonda su yokmuş.
Safiye hanım kapıcıya ses etmiş,
“Rıza Efendi, bir bidon su” demiş.
Kapıcı Rıza körkütük sarhoş,
Elinde suyla eve girerken
Safiye hanım’ın açılan eteğinden
Çıplak bacaklarını görünce
Rıza’yı şeytan dürtmüş,
Safiye’yi gönlü olmadan
Zorla önüne koymuş.
Safiye şaşkın,
Uzuncadır erkeksiz,
Rıza’ya razı olunca
Bir sevişmişler ki
Bütün apartman duymuş.
Gün o gündür ki
Genç,evli,dul,yaşlı
Kadınlardan kim varsa
Kapıcı Rıza’ya ses edip
Suyum bitti der iken
Eteğini uçurmuş.
Rıza kaderinden memnun,
Apartman suya doymuş.
Daire 2: Mavi Kedi
Bıraktı.
Yıllarının,
Belleğinin
Kalıbında
katılaşmaya çalıştı.
Zihninin
Buzu olmaya..
kendinin
şeklini almaya..
Yapamadı.
Su oldu,
Aktı
Onun düşüncelerinin
Kalıbına doğru..
Orada
Dondu kaldı.
Onun kafatasına
hapsetti
Kendini.
Onun yüreğini
isterken
Kendi,
beyninden oldu.
Öylece
Gri kaldı..
**
Iyileşmek için
Topladı
Balkondaki papatyalarını.
kaynattı.
yapraklarını süzüp
içine akıttı.
Kalan
papatya suyunu
Mavi
bir beze döküp
Saçına sürdü
Yavaşça..
Bekledi,
Güneşin altına geçip.
Sarı saçlar,
Altın sarısı saçlar..
Onun içindi,
Bütün sarılar
Ve tüm maviler..
Demirlere sürtünen
Kediye
baktı,
Kedi de
Balkon demirlerine değen
Saçlarına kadının.
Kedinin bıyıkları,
Kadının sarı saçları..
Balkon soğuk,
Kedi aç,
Kadın gri.
Balkon soğuk,
Kedi aç,
Kadın gri.
Papatya kokusu
Burnu okşayan,
Güzel papatya kokusu..
Onun içindi,
Tüm papatyalar,
Kediler
Ve
Balkonlu demirler..
**
yağmur yağarsa diye
yanına
şemsiye aldığında kadın,
yağmur hayatta
yağmaz.
ne zaman
unutsa
sağnak olur.
kadın
üstüne alınsa mı?
hayata isyanı
anlaşılsa
ayıp olmaz mı..
**
Yorgun kadın,
uzanıyor divana.
sağ eli,
sarkmış
aşağıya..
okşuyor,
kadifeturuncuçiceklerini
divanın.
keşke adamda
böyle okşasaydı
kadını..
kadın,
uyusa mı,
ağlasa mı..
**
adam bir sevseydi..
kadının gerdanına
gelseydi,
yeşiller maviler sarılar getirseydi.
bunları düşündükçe
kadın bir türlü
iyileşemedi.
mavi bez düştü
balkondan,
kedi de peşinden.
kadın da elinde papatyalar
peşlerinden..
kadın
uçsa mı,
ölse mi..
bıraktı.
**
Mavi kedi olmaz ki
Yıllarının,
Belleğinin
Kalıbında
katılaşmaya çalıştı.
Zihninin
Buzu olmaya..
kendinin
şeklini almaya..
Yapamadı.
Su oldu,
Aktı
Onun düşüncelerinin
Kalıbına doğru..
Orada
Dondu kaldı.
Onun kafatasına
hapsetti
Kendini.
Onun yüreğini
isterken
Kendi,
beyninden oldu.
Öylece
Gri kaldı..
**
Iyileşmek için
Topladı
Balkondaki papatyalarını.
kaynattı.
yapraklarını süzüp
içine akıttı.
Kalan
papatya suyunu
Mavi
bir beze döküp
Saçına sürdü
Yavaşça..
Bekledi,
Güneşin altına geçip.
Sarı saçlar,
Altın sarısı saçlar..
Onun içindi,
Bütün sarılar
Ve tüm maviler..
Demirlere sürtünen
Kediye
baktı,
Kedi de
Balkon demirlerine değen
Saçlarına kadının.
Kedinin bıyıkları,
Kadının sarı saçları..
Balkon soğuk,
Kedi aç,
Kadın gri.
Balkon soğuk,
Kedi aç,
Kadın gri.
Papatya kokusu
Burnu okşayan,
Güzel papatya kokusu..
Onun içindi,
Tüm papatyalar,
Kediler
Ve
Balkonlu demirler..
**
yağmur yağarsa diye
yanına
şemsiye aldığında kadın,
yağmur hayatta
yağmaz.
ne zaman
unutsa
sağnak olur.
kadın
üstüne alınsa mı?
hayata isyanı
anlaşılsa
ayıp olmaz mı..
**
Yorgun kadın,
uzanıyor divana.
sağ eli,
sarkmış
aşağıya..
okşuyor,
kadifeturuncuçiceklerini
divanın.
keşke adamda
böyle okşasaydı
kadını..
kadın,
uyusa mı,
ağlasa mı..
**
adam bir sevseydi..
kadının gerdanına
gelseydi,
yeşiller maviler sarılar getirseydi.
bunları düşündükçe
kadın bir türlü
iyileşemedi.
mavi bez düştü
balkondan,
kedi de peşinden.
kadın da elinde papatyalar
peşlerinden..
kadın
uçsa mı,
ölse mi..
bıraktı.
**
Mavi kedi olmaz ki
Daire 1: Dulnine Mahallesi
Dul nine mahallesinin
İnsanı bol,
Yüzölçümü nacizane.
Sokakları dar ama
Yeraltı hikayeleri uçsuz.
Gündelik yaşananlar neyse
Hayatta ondan ibaret,
Tabii görünürde.
Hal böyle olunca
Yaşamlara giren tek aksiyon
Televizyon
Mahallenin havasından mıdır,
Suyundan mı..
Hep tutuk bir heyecan.
Sanki hayat,
Sokağın ortasından
fışkırıverecekmiş gibi
gözler gürül gürül.
manavdan terziye,
kasaptan bakkala
tüm esnafta
ayrı bir racon,
akdeniz kanı bir tansiyon
rüzgar hep bir şeyleri
taşıyor..
bazılarını da süpürüyor.
Herkes ketum.
Bu mahallede
Sanki bir tek
Doğa konuşuyor
Dul nine mahallesinin
Yasak aşkları,
Faili meçhulleri,
Aldatan kadınları,
Aşifte kocaları..
Söylencenin dışında kalan
Her ne sır var ise
bilginin bittiği yerde,
sessizlik odasında
meşin bir sandığın içinde.
Mahallenin büyücüleri,
Ton ton yaşlı teyzeleri.
Sessizlik odasının
Zamane bekçileri.
Meşin sandığın da
Geçmiş zaman çeyizleri.
toplarlar bütün belleklerden
hırsızlıkları, zinaları, cinayetleri,
unutulup bırakılan tüm izleri.
önce aralarında kaynatırlar
sonra soğutup kaldırırlar.
söze gelen her ses
yok olur gider.
kalan sessiz gerçek
meşin sandığa girer.
**
Ferdi, mahallenin gençlerinden..
Bıçkın denilmesede delikanlı.
Fazla dikkat çekmeyi sevmez.
Zaten dikkat çeken,
Dul Nine mahallesinde
Pek de hoş görülmez.
Dikkat çeken tüm gelişmeler
Sadece dizilerde.
Herkes sandıktan habersiz
Sıkkın, heyecan peşinde.
Ferdi de bezgin ve mutsuz.
Annesi Rabia hanım,
Oğluna kısmet peşinde
Uykusuz..
Rabia hanım,
Dul nine’nin tombul teyzelerinden..
Her damın sırlarına hakim,
Kendi oğluna gelince
Bilmesi namühim.
Bekleşir dururlar ana oğul,
Neyi beklediklerini bilmeden
Günler geçedursun
hikaye yeraltında akar gider.
delikanlılar toplaşıp
kahvede çay içerler..
süheyla’nın bacakları,
nuriye’nin dudakları,
aysun da “hoop!
ayıp oluyor nazım ağabey’in kızı”
Sohbetler süredursun,
“neyin var ferdi”
“ağzını bıçak açmıyor”
Ferdi cevapsız, kaçamak
Gülerek geçiştirmeli..
Ne süheyla’nın bacakları,
Ne nuriye’nin dudakları,
Ferdi’nin derdi..
Bir Murat’ın kolu değse
Ne olduğunu anlamadan
Yüreği çarpıyor.
Cereyan ortasındaki kapılar gibi
Nefesinde şimşekler çakıyor.
Ferdi feryat ediyor;
Böyle şans da olmaz ki!
Dulnine mahallesinde
Oğlancı doğulmaz ki..
**
Kedilerin
Çakmak çakmak gözleri..
Herkes görülmediği an’ı
Kolluyor.
Yalnızlık herkesin kaçtığı,
Bilmeden kovaladığı
Kabusu gibi.
Neyse ki rüyalar
Tek kişilik..
o yüzden bilinemiyor,
Dul Nine mahallesinin
Geceleri..
Rabia hanım,
Oğlunun derdine
Derman için
Peşinde koşadursun
Mesir macunun.
Ferdi bilir;
Tek dermanı
Dul Nine’nin
Meşin sandığının
İçindedir.
**
Rabia hanım komşu gezmesine çıktığı vakit
Ferdi evde yalnız
Tuhaf bir huzur gelir.
Salınır odasına annesinin.
Bakalım neler var edasıyla
Önce takar takıştırır,
İnci kolyeyle yüzükleri.
Kolları dantelli bluzu
İtinayla giyinir.
Aynanın karşısında durup
Çok solgunum deyiverir..
Ah o renkler..
Allıkla yanaklar renklendirilir,
Kirpikleri kıvır kıvır ne de güzeldir!
Biraz da ruj sürünce
Pembe dudakları ;
Öpülesidir..
Sonra ağlar Ferdi.
Aksine bakıp ağlar.
Sandığa lanet edip
Sessizliğe dalar.
Her zamankinden farklı,
O gün
Rabia hanım,
Unutmuş gözlüklerini.
Aceleyle dalınca eve,
Ferdi’nin ıslak ama kıvrık kirpikleriyle
Göz göze..
Şaşkınlık içinde
Kendinden geçiverir.
Açtığında gözlerini,
Karşısında pembe rujlu Ferdi.
Oğluna bakar..
Baktıkça dalar.
Ana oğul çaresiz,
Karşılıklı ağlar
**
Rabia hanım düşünür.
Düşündükçe büzüşür.
Bu hikaye yeraltından
Akar gider mi?
Yoksa sokağın ortasından
Ansızın fışkırıverir mi?
Rabia hanım der ki;
Dul Nine’nin geceleri
Ferdi’yi örtüverir.
söze gelen her ses gibi
bu sır da solar, gider.
kalan sessiz gerçek
meşin sandığa girer
Oğluna da nasihat eder;
Sanmaki Dul Nine’de
Herkes herkes gibi
Dinle Ferdi
Burada hiçkimse
Değildir herkes gibi
Geceye gizlenen tüm yaşamlar,
Sese geldiğinde
Sessizlik ,
Adaletin olsun.
Bırak bir tek
meşin sandık konuşsun.
İnsanı bol,
Yüzölçümü nacizane.
Sokakları dar ama
Yeraltı hikayeleri uçsuz.
Gündelik yaşananlar neyse
Hayatta ondan ibaret,
Tabii görünürde.
Hal böyle olunca
Yaşamlara giren tek aksiyon
Televizyon
Mahallenin havasından mıdır,
Suyundan mı..
Hep tutuk bir heyecan.
Sanki hayat,
Sokağın ortasından
fışkırıverecekmiş gibi
gözler gürül gürül.
manavdan terziye,
kasaptan bakkala
tüm esnafta
ayrı bir racon,
akdeniz kanı bir tansiyon
rüzgar hep bir şeyleri
taşıyor..
bazılarını da süpürüyor.
Herkes ketum.
Bu mahallede
Sanki bir tek
Doğa konuşuyor
Dul nine mahallesinin
Yasak aşkları,
Faili meçhulleri,
Aldatan kadınları,
Aşifte kocaları..
Söylencenin dışında kalan
Her ne sır var ise
bilginin bittiği yerde,
sessizlik odasında
meşin bir sandığın içinde.
Mahallenin büyücüleri,
Ton ton yaşlı teyzeleri.
Sessizlik odasının
Zamane bekçileri.
Meşin sandığın da
Geçmiş zaman çeyizleri.
toplarlar bütün belleklerden
hırsızlıkları, zinaları, cinayetleri,
unutulup bırakılan tüm izleri.
önce aralarında kaynatırlar
sonra soğutup kaldırırlar.
söze gelen her ses
yok olur gider.
kalan sessiz gerçek
meşin sandığa girer.
**
Ferdi, mahallenin gençlerinden..
Bıçkın denilmesede delikanlı.
Fazla dikkat çekmeyi sevmez.
Zaten dikkat çeken,
Dul Nine mahallesinde
Pek de hoş görülmez.
Dikkat çeken tüm gelişmeler
Sadece dizilerde.
Herkes sandıktan habersiz
Sıkkın, heyecan peşinde.
Ferdi de bezgin ve mutsuz.
Annesi Rabia hanım,
Oğluna kısmet peşinde
Uykusuz..
Rabia hanım,
Dul nine’nin tombul teyzelerinden..
Her damın sırlarına hakim,
Kendi oğluna gelince
Bilmesi namühim.
Bekleşir dururlar ana oğul,
Neyi beklediklerini bilmeden
Günler geçedursun
hikaye yeraltında akar gider.
delikanlılar toplaşıp
kahvede çay içerler..
süheyla’nın bacakları,
nuriye’nin dudakları,
aysun da “hoop!
ayıp oluyor nazım ağabey’in kızı”
Sohbetler süredursun,
“neyin var ferdi”
“ağzını bıçak açmıyor”
Ferdi cevapsız, kaçamak
Gülerek geçiştirmeli..
Ne süheyla’nın bacakları,
Ne nuriye’nin dudakları,
Ferdi’nin derdi..
Bir Murat’ın kolu değse
Ne olduğunu anlamadan
Yüreği çarpıyor.
Cereyan ortasındaki kapılar gibi
Nefesinde şimşekler çakıyor.
Ferdi feryat ediyor;
Böyle şans da olmaz ki!
Dulnine mahallesinde
Oğlancı doğulmaz ki..
**
Kedilerin
Çakmak çakmak gözleri..
Herkes görülmediği an’ı
Kolluyor.
Yalnızlık herkesin kaçtığı,
Bilmeden kovaladığı
Kabusu gibi.
Neyse ki rüyalar
Tek kişilik..
o yüzden bilinemiyor,
Dul Nine mahallesinin
Geceleri..
Rabia hanım,
Oğlunun derdine
Derman için
Peşinde koşadursun
Mesir macunun.
Ferdi bilir;
Tek dermanı
Dul Nine’nin
Meşin sandığının
İçindedir.
**
Rabia hanım komşu gezmesine çıktığı vakit
Ferdi evde yalnız
Tuhaf bir huzur gelir.
Salınır odasına annesinin.
Bakalım neler var edasıyla
Önce takar takıştırır,
İnci kolyeyle yüzükleri.
Kolları dantelli bluzu
İtinayla giyinir.
Aynanın karşısında durup
Çok solgunum deyiverir..
Ah o renkler..
Allıkla yanaklar renklendirilir,
Kirpikleri kıvır kıvır ne de güzeldir!
Biraz da ruj sürünce
Pembe dudakları ;
Öpülesidir..
Sonra ağlar Ferdi.
Aksine bakıp ağlar.
Sandığa lanet edip
Sessizliğe dalar.
Her zamankinden farklı,
O gün
Rabia hanım,
Unutmuş gözlüklerini.
Aceleyle dalınca eve,
Ferdi’nin ıslak ama kıvrık kirpikleriyle
Göz göze..
Şaşkınlık içinde
Kendinden geçiverir.
Açtığında gözlerini,
Karşısında pembe rujlu Ferdi.
Oğluna bakar..
Baktıkça dalar.
Ana oğul çaresiz,
Karşılıklı ağlar
**
Rabia hanım düşünür.
Düşündükçe büzüşür.
Bu hikaye yeraltından
Akar gider mi?
Yoksa sokağın ortasından
Ansızın fışkırıverir mi?
Rabia hanım der ki;
Dul Nine’nin geceleri
Ferdi’yi örtüverir.
söze gelen her ses gibi
bu sır da solar, gider.
kalan sessiz gerçek
meşin sandığa girer
Oğluna da nasihat eder;
Sanmaki Dul Nine’de
Herkes herkes gibi
Dinle Ferdi
Burada hiçkimse
Değildir herkes gibi
Geceye gizlenen tüm yaşamlar,
Sese geldiğinde
Sessizlik ,
Adaletin olsun.
Bırak bir tek
meşin sandık konuşsun.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
.jpg)