Dul nine mahallesinin
İnsanı bol,
Yüzölçümü nacizane.
Sokakları dar ama
Yeraltı hikayeleri uçsuz.
Gündelik yaşananlar neyse
Hayatta ondan ibaret,
Tabii görünürde.
Hal böyle olunca
Yaşamlara giren tek aksiyon
Televizyon
Mahallenin havasından mıdır,
Suyundan mı..
Hep tutuk bir heyecan.
Sanki hayat,
Sokağın ortasından
fışkırıverecekmiş gibi
gözler gürül gürül.
manavdan terziye,
kasaptan bakkala
tüm esnafta
ayrı bir racon,
akdeniz kanı bir tansiyon
rüzgar hep bir şeyleri
taşıyor..
bazılarını da süpürüyor.
Herkes ketum.
Bu mahallede
Sanki bir tek
Doğa konuşuyor
Dul nine mahallesinin
Yasak aşkları,
Faili meçhulleri,
Aldatan kadınları,
Aşifte kocaları..
Söylencenin dışında kalan
Her ne sır var ise
bilginin bittiği yerde,
sessizlik odasında
meşin bir sandığın içinde.
Mahallenin büyücüleri,
Ton ton yaşlı teyzeleri.
Sessizlik odasının
Zamane bekçileri.
Meşin sandığın da
Geçmiş zaman çeyizleri.
toplarlar bütün belleklerden
hırsızlıkları, zinaları, cinayetleri,
unutulup bırakılan tüm izleri.
önce aralarında kaynatırlar
sonra soğutup kaldırırlar.
söze gelen her ses
yok olur gider.
kalan sessiz gerçek
meşin sandığa girer.
**
Ferdi, mahallenin gençlerinden..
Bıçkın denilmesede delikanlı.
Fazla dikkat çekmeyi sevmez.
Zaten dikkat çeken,
Dul Nine mahallesinde
Pek de hoş görülmez.
Dikkat çeken tüm gelişmeler
Sadece dizilerde.
Herkes sandıktan habersiz
Sıkkın, heyecan peşinde.
Ferdi de bezgin ve mutsuz.
Annesi Rabia hanım,
Oğluna kısmet peşinde
Uykusuz..
Rabia hanım,
Dul nine’nin tombul teyzelerinden..
Her damın sırlarına hakim,
Kendi oğluna gelince
Bilmesi namühim.
Bekleşir dururlar ana oğul,
Neyi beklediklerini bilmeden
Günler geçedursun
hikaye yeraltında akar gider.
delikanlılar toplaşıp
kahvede çay içerler..
süheyla’nın bacakları,
nuriye’nin dudakları,
aysun da “hoop!
ayıp oluyor nazım ağabey’in kızı”
Sohbetler süredursun,
“neyin var ferdi”
“ağzını bıçak açmıyor”
Ferdi cevapsız, kaçamak
Gülerek geçiştirmeli..
Ne süheyla’nın bacakları,
Ne nuriye’nin dudakları,
Ferdi’nin derdi..
Bir Murat’ın kolu değse
Ne olduğunu anlamadan
Yüreği çarpıyor.
Cereyan ortasındaki kapılar gibi
Nefesinde şimşekler çakıyor.
Ferdi feryat ediyor;
Böyle şans da olmaz ki!
Dulnine mahallesinde
Oğlancı doğulmaz ki..
**
Kedilerin
Çakmak çakmak gözleri..
Herkes görülmediği an’ı
Kolluyor.
Yalnızlık herkesin kaçtığı,
Bilmeden kovaladığı
Kabusu gibi.
Neyse ki rüyalar
Tek kişilik..
o yüzden bilinemiyor,
Dul Nine mahallesinin
Geceleri..
Rabia hanım,
Oğlunun derdine
Derman için
Peşinde koşadursun
Mesir macunun.
Ferdi bilir;
Tek dermanı
Dul Nine’nin
Meşin sandığının
İçindedir.
**
Rabia hanım komşu gezmesine çıktığı vakit
Ferdi evde yalnız
Tuhaf bir huzur gelir.
Salınır odasına annesinin.
Bakalım neler var edasıyla
Önce takar takıştırır,
İnci kolyeyle yüzükleri.
Kolları dantelli bluzu
İtinayla giyinir.
Aynanın karşısında durup
Çok solgunum deyiverir..
Ah o renkler..
Allıkla yanaklar renklendirilir,
Kirpikleri kıvır kıvır ne de güzeldir!
Biraz da ruj sürünce
Pembe dudakları ;
Öpülesidir..
Sonra ağlar Ferdi.
Aksine bakıp ağlar.
Sandığa lanet edip
Sessizliğe dalar.
Her zamankinden farklı,
O gün
Rabia hanım,
Unutmuş gözlüklerini.
Aceleyle dalınca eve,
Ferdi’nin ıslak ama kıvrık kirpikleriyle
Göz göze..
Şaşkınlık içinde
Kendinden geçiverir.
Açtığında gözlerini,
Karşısında pembe rujlu Ferdi.
Oğluna bakar..
Baktıkça dalar.
Ana oğul çaresiz,
Karşılıklı ağlar
**
Rabia hanım düşünür.
Düşündükçe büzüşür.
Bu hikaye yeraltından
Akar gider mi?
Yoksa sokağın ortasından
Ansızın fışkırıverir mi?
Rabia hanım der ki;
Dul Nine’nin geceleri
Ferdi’yi örtüverir.
söze gelen her ses gibi
bu sır da solar, gider.
kalan sessiz gerçek
meşin sandığa girer
Oğluna da nasihat eder;
Sanmaki Dul Nine’de
Herkes herkes gibi
Dinle Ferdi
Burada hiçkimse
Değildir herkes gibi
Geceye gizlenen tüm yaşamlar,
Sese geldiğinde
Sessizlik ,
Adaletin olsun.
Bırak bir tek
meşin sandık konuşsun.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder